• serra akcan

Yeni Şükran'a Hoş Geldiniz; Otelimiz İkinci Sınıftır

Kapıdan içeri giriyorum. Otelin işletmecesi İlyas Çamtaş ve katibi Yaşar Batmaz selamlıyorlar beni. Daha önce kaldığım odayı isteyip istemediğimi soruyorlar. İkinci kata çıkıp, koridordan geçerek, ilk salona geçiyoruz. Son geldiğimden bu yana pek bir şey değişmemiş. Fotoğraflar, aynalar, bitkiler... Her şey aynı… Sanki bir asır önce konuldukları yerde kalmışlar, eskimişler. “Tarih” diyor İlyas abi. Yeni Şükran’a hoş geldiniz, otelimiz ikinci sınıftır.




Otel şimdiki adını, Hacı Hasan Hanı’nın avlusunda bulunan Şükran Lokantası’ndan almış. On dokuzuncu yüzyıldan itibaren İzmir’in ticaret merkezi haline gelmesiyle beraber şehrin kalbi olan Kemeraltı Çarşısı’na gelen tüccarların, ziyaretçilerin konaklama ihtiyacı ortaya çıkmış. O dönemde bu ihtiyacı gidermek için çarşıdaki birçok han otele dönüştürülmüş. Hacı Hasan Hanı’nın yerindeki Yeni Şükran, tarihi Kemeraltı otellerinin bugün yaşayan tek örneği olarak varlığını sürdürüyor Yeni Şükran Oteli’ni 1982’den bu yana İlyas abi işletiyor. 1955’te Konya’dan İzmir’e gelmiş, İzmir sıcak bir iklime sahip olduğu için asıl mesleği olan yorgancılıkta işleri iyi gitmemiş, bu yüzden otelciliğe başlamış. “Eskiden, fuarın fuar olduğu zamanlarda şehirde kalacak yer olmazdı, gelen misafirleri terasta yatırırdık”.

Burada çalışanlarla beraber tamirattan, temizliğe birçok işle kendisi bizzat ilgilenip, en iyi şekilde hizmet vermeye çalışıyor. Yeni Şükran’da büyük tadilatlar için Anıtlar Kurulu’ndan izin alınması gerektiğini, otelin ihtiyacı olan düzenlemeleri, odalara duş ve tuvalet gibi, yapamadıklarından burada konaklamaktan vazgeçenlerin çok olduğunu söylüyor.

Otelde kalmayı tercih edenlerin çoğu İzmir’e mevsimlik işler için gelip, bütçelerine uygun sakin bir yer arayanlar. İşçiler, işsizler, emekliler… Sadece burayı görmek, havasını solumak için bir gece kalanlar da, yalnız yaşamayı istemeyip uzun süre ikamet edenler de var. Mesela Ayten Erkut, dokuz yıldır Yeni Şükran’da yaşıyor. Birkaç sene önce bir arkadaşının yanına taşınmış fakat aralarında anlaşmazlık olunca otele geri dönmüş. Ayten ablanın Almanya’da yaşayan yeğeninden başka kimsesi kalmamış. Bir de çocukları olarak kabul ettiği Kemeraltı’nın kedileri var. “Çocuklarıma yemek vermediğim gün gözüme uyku girmez”.





İhsan Adnan Ercan da Ayten abla gibi iki kere eve çıkmayı denemiş fakat dışarıdaki hayata uyum sağlayamayıp otele geri dönmüş, ikametini de buraya aldırmış. 25 yıldır Yeni Şükran’da yaşıyor tek endişesi otelin kapatılması. İlyas abi’nin söylediğine göre mal sahibi tadilat yaptırmak istediğinden arada sırada mimarlar ölçüm almaya geliyorlarmış. Anlaşması gereği tarihi bina 2018 senesine kadar otel olarak kalabilecek, sonrası belli değil.

Akşam oluyor odamın bulunduğu ikinci salondaki sobanın başına oturuyorum. Oda sahipleri işlerinden dönüyor. Kapılar açılıyor, kapanıyor… Televizyonlardan gelen sesler karışıyor… Soba başında toplanan Yeni Şükran sakinleriyle laflıyoruz.

“Çok üşüdüm bugün. Bindim trene gittim Menemen’e, indim tekrar bindim Tepeköy’e, inmeden döndüm Alsancak’a, Alsancak’tan Aliağa’ya, oradan Evka… Sıkıldım ne yapayım… yine buraya geldim.”

“Yazı ayrı dert kışı ayrı dert. Neresini anlatayım. Geçen sene çok uğraştım. Daha da durmam burada… eve çıkmaya niyetliyim bir arkadaşla, ama buradan başka otele çıkmam, çıkarsam eve çıkarım.”

“Bakmıyorlar otele, temizlemiyorlar, bir çivi çakmıyorlar. İsterlerse ne güzel olur burası.”

“Sessiz sakin… diğer otellerde bunu bulamazsın. Bu ayardaki otellerde yani…”

“Buraya sarhoşu, hırlısı, hırsızı giremez almazlar içeri… onlar da çekinirler, bilirler burada barınamazlar, gece yarısı defederler…”

“Ben de senin gibi ilk geldiğimde çok memnundum, hevesliydim, hoşuma gidiyordu. İşime yakın, yürüyerek gidiyorum. Akşam da güzel insanlar var, sohbet var, güzeldi o zamanlar…”

“Bu sobanın başında toplanırdık, kestane yapardık, sohbet ederdik. Şimdi hiç şevkim yok. Fuat amca şu masada oturur rakısını içer, fal bakardı. Mevsim meyvesi neyse onu atardı kadehine… parası varken yemiş, içmiş, harcamış… sonra burada öldü. İyi adamdı”

“Fuat amca baba adamdı. Onun hakkında kim kötü konuşursa karşısında beni bulur. Cebinde bir lira kalsa yarısı paylaşan bir adamdı o”

“En çok Adnan üzüldü Fuat amca göçünce, iyi adamdı, bonkördü…”

“Fuat amca bir, İlyas abi iki. İlyas abi babam gibidir, onsuz olmaz”





Otel katibi Yaşar abi teftişe çıkmış salondan geçiyor. "Renkli sinemaskop rüyalar" dileyip yoluna devam ediyor…


https://www.serraakcan.com/yenisukran



11 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör